Karadeniz turu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karadeniz turu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2013 Çarşamba

Trabzon Günlerindeydik..

 
24 Şubat bendenizin doğum günü olduğu gibi
 Trabzon ilinin de düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümüdür..
Eyüp Feshane Kültür Merkezinde 21 ve 24 şubatta organizasyonu yapılan bu günde Karadeniz ve özelliklede Trabzon kültürü yansıtılmaya çalışılmış..
Bize her yer Trabzon dercesine Trabzonlular ve Trabzon severler doldurmuştu her yeri..
 Eee bendeniz de Trabzonlu olmasam da bir Karadenizli olarak bu günden geri kalmadım..
*
Havanın sıcak olmasından dolayı katılım çok fazlaydı..
Gezebildiğimiz kadar gezdik ,gezip göremeyenler içinde ucundan kıyısından fotoğrafladık..
Feshanede değişik tarihler de, değişik illerin günleri tertip ediliyor
eğer siz de bizim gibi değişik kültürlere açıksanız kaçırmayın derim..
 
Lafı uzatmadan neler görmüşüz bakalım..
 
Karadeniz'in olmazsa olmazı karalahana sarması baş köşedeydi hemde kocaman tencerelerde..
Mıhlaması desen başka bir alem..
Tava tava yapılıp isteyenlere sıcacık servis yapılıyordu..
Hemen sağ köşede gördüğünüzse su böreği..     
 

 
Hamsi tava da yine tava tava yapılıp servis edilenlerdendi..
 
Karalahana ,hamsi olur da fasulye turşusu olmadan olur muydu? 

Trabzon dendi mi ilk akla gelenlerden birisi de ekmeği değil mi?
Özellikle Vakfıkebir ekmeği ve fırınları..
Birbirinden değişik çeşit ve boyda ekmeği bulabileceğiniz bir ortamdı burası..
 

 
Tepsi tepsi baklavalar ..
Bir izleyenimin özellikle hatırlatması ile düzeltiyorum..
Bu baklavanın adı burmalıymış .
Karadenize özgü fındıkla yapılan bir baklava çeşidi..
Görüntüsü nasılda göz doyurucu ama değil mi?
 
 
En çok ilgimi çeken bölümlerden biri de burasıydı..
Tereyağlar, çeşit çeşit peynirler, yoğurtlar ,mısır unları..
Özellikle mıhlamalık peynir almanın tam da yeriydi..
Aldık gitti..
 
 
Yazın yediğimiz o turuncu turuncu hurmaların kurularına rastladık burada..
O sulumu sulu  meyvenin bu denli kurutulabileceği ilginç geldi bize..
Tadına baktık memnun kaldık.. 

 
Keşkek, kavurma ,mumbar dolması, içli köfteler değişik köşelerdeydi..
 


Bildiğiniz gibi Trabzon dendi mi bakırcılıkta akla gelenlerden.
 


Sürmene bıçakları, Trabzon hasır bileklikleri ve tabii peştemalleri..
 

 
Aslında paylaşacak çok şey vardı ama onca kalabalık içinde çekebildiklerim bu kadarla kaldı..
Ha bir de araya karışmış olanlar vardı..
Mesela Hatay zeytinyağı ve zeytinlerini satan bir stantda benim çok kullandığım bu kurabiye kalıplarına rastladık.. Örnek buradan bakabilirsiniz..
Unutmadan belirteyim 28 mart gibi de Hatay günleri yapılacakmış ki kaçırmayı düşünmüyoruz..
 

30 Eylül 2010 Perşembe

Karadeniz Gezisinde Son Durağımız AMASYA....

Karadeniz gezimizin  son durağı Şehzadeler Kenti Amasya'idi....
Gezi sonunda Şebinkarahisar'dan İstanbul'a doğru yola çıkmışken,
 hiç planda yokken ani bir fikir değişimi ile  Amasya da bulduk kendimizi... 
Şehir küçük ama gerçekten sevimli bir şehir..
Şehrin bilinen ilk adı "Amaseia"' imiş...
Şehre girişte bizi elma heykelcikleri karşıladı lezzetli elmaları herkesçe malum zaten
Biz ilk önce Yeşilırmak'ın çevresinde kurulan kaya mezarlarının bulunduğu alandayız...
Bu alan  tam bir tablo gibi.
 Tablonun arka fonunda Amasya Kalesi ve dağa oyulmuş irili ufaklı kral kaya mezarları, eteklerinde Osmanlı sivil mimarisini yansıtan cumbalı yalıboyu evleri ve önünde gerçekten de
biraz kirlide olsa yeşil yeşil akan Yeşilırmak… 



Amasya  da saat kulesi ve Yeşilırmak çevresinde,
 Yalıboyu caddesinde sıralanan birbirinden güzel Amasya evleri çok hoş..
Bu evlerin hemen karşısında şehzadeler gezi yolu var...



Biz şehzadeler gezi yolunda şöyle bir gezdik..
Yeşilırmak üzerindeki köprülerden birinden  kaya mezarlarının olduğu karşı yöne geçtik..
Köprüden karşıya geçer geçmez de Şehzadeler Müzesi ile karşı karşıyayız..
Özellikle de çocuklar için bulunmaz fırsat olacağı için müzeye düşünmeden girdik..
 Şehzadeler müzesi iki katlı bir  bina.
Alt katta Amasyada valilik yapmış ancak padişah olamamış şehzadelerin:
Mehmed Çelebi, Alaaddin Çelebi, Ahmet Çelebi, Bayezid Çelebi ve Mustafa Çelebi,
üst katta ise padişahlık yapmış olanların:
Yıldırım Bayezid, Çelebi Sultan Mehmed, II. Murad, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid Han, III. Murad ile Amasya doğumlu olan Yavuz Sultan Selim'in balmumu heykelleri sergileniyor.
Müzeyi bize açıklamalar yapan bir yetkili ile geziyoruz..
Çıkışta da bu anlatılan bilgileri içeren  cd yi aldık
Çok büyük bir müze değil ama aşağıda da görüldüğü gibi heykeller çok gerçekçi ortam güzel.

Müzenin hemen ilerisinde , Kaya mezarlarına çıkışın başlangıcında hediyelik eşyaların satıldığı standlar ve dükkanlar var...
 İncik boncuk, süs eşyaları, magnetler gibi hediyelik eşyaları sergilerden veya aynı meydanda bulunan dükkanlardan alabilirsiniz.



Kaya mezarları çok göz alıcı..
Tabi kaya mezarlarının bulunduğu yükseklikten şehrin görüntüsü de..


 Yeşilırmak Vadisi boyunca, irili ufaklı 21 mezar varmış.
Bu mezarlardan sadece birkaç tanesi günümüze gelebilmiş.
 Kaya Mezarlarının içlerinden çok, arkalarına oyulmuş geçitler dikkat çekici.
 Kalker kayalara oyularak yapılan bu mezarlar yapı ve büyüklükleri itibarıyla kente hakim bir noktada.
Kral mezarları Pontus krallarına ait olduğu belirtiliyor bu yüzden bu bölgeye Krallar vadisi de deniliyormuş.


Peki Amasya ya gelince ne yenir ?
Biz tamamen tesadüfi olarak Yeşilırmak kenarında yer alan,
 Amaseia Mutfağını seçtik ve denemek için girdik..
Nehrin karşı tarafında, nehirden de ismini görebilirsiniz.
 Balkonda müsait yer bulursanız nehre karşı oturabilirsiniz..
İç baklalı yaprak sarması ,mantı ve toyga çorbası bizim denediğimiz yemeklerdi...
Toyga çorbası güzeldi ama ben daha güzel yapıyorum diye düşündüm..
Ama iç baklalı yaprak sarması gerçekten de güzeldi..
Amasya mutfağı bina olarak yemek için kullanılıyor ama içerisi kısmen müze gibi..
***
Amasya'nın gezip görülecek değişik bir çok yeri var..
Malum biz İstanbul yolcusu iken geçerken şöyle bir uğradık ama çok memnun kaldık.
Daha geniş zamanda, daha planlı görmek lazım böyle güzel yerleri...

12 Eylül 2010 Pazar

Karadeniz gezisi 10.Gün

Veee Balı ile ünlü Anzer Yaylasındayız...

Anzer Yaylasını değerli balından dolayı bilmeyeyeniz yoktur sanırım..
İşte bizde Rize de dolaşırken Anzer de bal festivali olduğunu duyunca gidip görmeye karar verdik...
Yayla Rize merkezden 85km ve İkizdereden de  35km uzaklıkta.
 Uzun ve kısmen bozuk yolları aşarak festivalden bir gün önce Anzerdeyiz...
Yukarıda Anzer Yaylası merkezi ve festival alanı görülüyor... 


Anzer'e girerken festivalden dolayı asılmış olan devasa boyuttaki bayrakla karşılaştık..
Burası Ayder Yaylasına göre daha doğal daha sade.. 


Yaylada yükselti 2500 hatta bazı yerlerde 3000 leri buluyormuş.
Bu yüzden ağaç yok ama envai çeşit çiçek var..
Her yayla evinin önünde  de yukarıdaki manzara var...
Şifalı ve değerli Anzer Balı üretimini yerinde görmüş olduk böylece....
Ürettiği baldan dolayı Anzer'in diğer adı Ballıköymüş..
Bu sene festivalde Anzer balının kilosunu 650 TL olarak açıkladılar.
Şenlikte 1 kilo balı ise açık artırma ile 6000 TLye sattılar.. 


Böyle bir doğada, sınırsız oksijen bulunan bu ortamda ki bal başka nasıl olabilir ki?
Üstteki kolaj Rizeden Anzer Yaylasına giderken rastladığımız görüntüler ...


Festivalin olduğu gün çevreyi keşfe çıktık...
Gözümüze kestirdiğimiz üzerinde kar olan bir tepeye tırmandık
(tepe ama ne tepe çıkış ve inişimiz 2 saatimizi aldı)
Zirveye çıkarken bize buz gibi kar sularından oluşan bir dere eşlik etti..


Yukarı çıkarken tırmanışın  aşağıdan görüldüğü gibi kolay olmadığını gördük..
Bazen dinlendik, bazen buz gibi suya kolumuzu ,ayaklarımızı soktuk ama suyun soğukluğu dayanılacak gibi değildi...  
Hava sıcaktı ama su buz gibiydi, doğal doğal muhteşem lezzetteki sudan içtik, bazende bizimkiler  festival alanından gelen kemençe sesiyle kendilerince horon çektiler.. 


Soğuk sudan içtiler içtiler tadına doyamadılar ,ben de tabii
Nihayet kar kümesine ulaştık...
Karla oynadık, kaydık hatta altta kalan bir bölümden yedik bile..   


Tırmanışta çocukların maşallahları vardı..
Babalarının verdiği gazla yorulmalarına rağmen ,sorunsuz tırmandılar..
Yaz sıcağında karla karşılaşmak onlarında hoşuna gitti..


İniş yolunda farklı yolları kullanarak indik...


Bunlarda şenlik alanından görüntüler...
Alan uzaktanda olsa üstteki kolajda sol aşağıda görülüyor.  
İnsanlar,çadırları ve araba kümeleri...


İki günümüz Anzer'de geçti.
İki günde dolu dolu kemençe sesi ve yöresel oyunlarla geçti..
Hep söylerim Karadeniz insanının kanı kaynıyor,
 bu kadar coşkulu insanı Karadeniz dışında bir arada görmek mümkün değil sanki...
Yayla'ya Annem de bizimle gelmişti zirveye dizlerinden dolayı tırmanamadı ama
 diğer aktiviteleri zevkle yakından izledi.
Belirtmeliyim ki özellikle Rizeli'ler süper tatlı konuşuyorlar.
Genci yaşlısı yöresel ağızla konuşuyorlar..
Şenlikte jandarma olmasından dolayı gündüz silah sesleri duymasakta akşam konakladığımız merkezde silahlar yarıştı aynen Acelle Yaylası'nda olduğu gibi...
Karadenizlilerin kötü bir merakı olan silahın sesi olmasa şenlikler çok çok güzel faaliyetler..   
***
Son bir gezi yazısı kaldı .
Amasya yine çok şirin bir il ve güzel görüntüler..

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Karadeniz Turu 9 Gün.....

AYDER YAYLASI VE ZİL KALE



Gezinin son duraklarından biri olan 1350 rakımlı AYDER Yaylasın'dayız..
Ayder'e çıkan yollar diğer yaylaların aksine çok muntazamdı..
Ayder abartısız cennetten bir köşe gibi..
Çam ormanları ile kaplı, yeşilin neredeyse en güzel tonları ile bezenmiş,
 etrafı şelalelerle  çevrilmiş,
 üstüne üstlükte  şifalı kaplıca  suları ile hayat bulmuş bir yer..
Her yer pansiyon ve motellerle ve tabiki insanlarla dolu.
Eeeee daha ne diyelim bundan iyisi Şam'da kayısı



Kartpostallarda gördüğünüz görüntülerden kat kat daha fazlasını gördük..
Yeşillik bu derece can alıcı olunca bizimkiler de daha fazla dayanamadılar ve ayaklarını özgür bıraktılar..
Bazende çimenlerin üzerinde babalarının verdiği gazla yatıp yuvarlandılar.
Hava ortam güzel, oksijen bol dolayısı ile biz öğlen olmadan acıktık..
Ayder de yöresel ürünlerin satıldığı bir yer keşfettik..
Satıcının birçok ikramından sonra önce tadımlık tüm ürünlerden aldık ve çok memun kaldık..
Sonra da çekinerek minik poğaçaların tarifini istedik...
Daha doğrusu belki de vermez diye eşime istettim..
Adam seve seve vermiş ama bizimkiler yanımıza asık suratla geldiler..
Senin yüzünden terslendik adam ustadan ,tarif istemeye utanmıyormusunuz siz, dedi bize demezler mi?
Güya lafı ben yemiş gibi sıkıntı bastı beni..
Sonrada gülerek şaka yaptık dediler ama benim beklentim olumsuz olduğu için hemende inandım..
Neyse hasılı vel kelam tarifi aldım eve gelince de hemen denedim ,
sonraki postta da sizinle paylaşıcam inşallah..
***
Fikir olsun mahiyetinde belirteyim  ..
aşağıda sağda görülen poğaçamsı şeyin içinde de ,
daha önce hiç görmediğim şekerli kavrulmuş mısır unu vardı..
 Tadı sanki mısır unu helvası gibiydi



Ve ustamızda poz vermeden durmadı..
Yayla insanı çok cana yakın
Altta yine yayladan bir puşili bir sima..
Kadınların baş bağlama şekilleri çok ilginçti ;insanlarında ilgisini çekiyordu..
Özellikle yayla'daki yoğun Arap turistler yakından ilgileniyorlardı..

Yaylada ki başka bir hoşlukta yokuşlara inşaa edilen pansiyon ve motellere eşyalar aşağıda ki 
teleferiklerle taşınıyor..
Hatta görüntüde görüldüğü gibi yokuş çıkmaya üşenenler de ,
kendini teleferiğe bırakıp yokuşu yatarak çıkıyor..  
Rize de dik yamaçlara kurulmuş  yolu omayan çok köy var ve bu köyler de,
 ulaşım sadece teleferiklerle sağlanıyor..
Ülkem insanları zorluklardan dolayı mucit olmuşş..



 Ayder de bir yarım gün kaldıktan sonra sıra da Zil kale vardı..


Zil kale yada Kale-i Zir Ayder 'den Çamlıhemşin'e inişte Fırtına Vadisinin batısında kalıyor.. 
Kaleye çıkılan yolun büyük bölümü asfalt ve oldukça iyi durumda.
 Yol üzerinde yer alan Fırtına Deresi üzerindeki eski kemerli taş köprüler ise ayrı bir güzel. 





Kaleyi görmeye gittiğimizde restorasyon olduğu için aslında ziyarete açık değildi .
Biz de dışarıdan şöyle bir incelemekle yetindik..
Kalenin dört tarafı ormanlarla çevrili bir vadinin tepesine 13-14.yylarda yapıldığı söyleniyor..
İpek yolunun Karadeniz'e çıkan kollarından birini koruduğu düşünülüyor.
Kale yanına aşağıdan yukarı çıkarken aşağıda kalan vadi görüntüsü de çok ürkütücü..




Zil kaleden sonra da
ertesi gün yapılacak ANZER BALI YAYLA ŞENLİKLERİ ne katılmak ve
ve o gece geceyi geçirmek için yer ayırttığımız  Anzer yollarına düştük..

26 Ağustos 2010 Perşembe

Karadeniz Turu 8.Gün...

SÜMELA MANASTIRI, RİZE VE FIRTINA DERESİ

Gezi yazılarında en son Giresun da kalmıştık..
Giresun'dan sonra gezinin ikinci ayağı başlıyor.
Buradan sonra gezimize annemi de dahil ettik..  
Öncelikle gezi güzergahımızda Trabzon var ama Trabzon'u daha öncede gezip gördüğümüz için
sadece merkezini şöyle bir görmekle yetindik..
Trabzon çok başka bir şehir..
Yeşil burada başka bir yeşil,insanlar alışık olmadığınız kadar tezcanlı ve cana yakın,
gezip görebileceğiniz çok yer var.  
Bunlardan bazıları
Kalesi, müzesi, Sümela Manastırı, Uzun Göl, Ayasofya Müzesi, Çal mağarası görülebilir...
Boztepeye çıkıp şehri yukarıdan seyredebilirsiniz.

Trabzonda Akçaabat köftesi yemeden dönmeyin ama her yerden de yemeyin.
Laz böreğini de burada tadabilirsiniz..
Unutmadan özellikle Vakfıkebir taşfırın ekmek fırınlarının birinden ekmek alın ve gerçek ekmek nasıl olurmuş görün derim..
Kuymak yada muhlamayı da tadabilirsiniz.
Mevsim yazsa yine yayla şenliklerini ve yöre insanının eşsiz enerjisini görmeyi kaçırmayın derim..
***
Eveet gelelim sadede Trabzon da görmek istediğimiz yerlerin başında Sümela Manastır'ı geliyordu ..
Biz Trabzon da  Manastır'a varıncaya kadar olan ilçelerinde biraz fazla oyalanınca olanlar oldu...
Geze geze yeşilin ve etraftaki sayısız şelalelerin tadına vara vara Sümela'ya doğru yol aldık..
Akşam üzeri olduğu için resimde de görüldüğü üzre sis basmıştı her yeri..
Buna rağmen heyecanlıydık..
Manastıra isteyen patikadan yürüyerek, isteyen arabayla çıkabiliyor. Biz arabayla çıkmayı tercih ettik.
Döne döne en yukarı kadar çıktık çkmasına ama bide ne görelim biz saati hiç esap etmemiştik .
Tam manastırın önündeyiz ve mesai saati bittiği için içeri giremedik....
Sözün özü geç kalmıştık.
 Sümela Manastır'ını sadece dışarıdan oda sisin elverdiği kadar görebildik..
Gezinin en fiyasko durumu bu oldu bizim için
Bu da bize ders oldu..
O gece Trabzon da kaldık.
Ertesi gün ver elini Rize...

 Karadenizin her şehri güzeldir.
Ama Rize bana tüm ilçeleriyle ayrı bir güzel geldi sanki..
Yine insanlar çok sıcak ve ilgililer, genç yaşlı yöresel konuşmalarına bayıldım.
Ayrıca Karadeniz'in en iyi çayı da Rize de yetiştiriliyormuş.   .
Biz sabah orda olduğumuz için kahvaltı yapmamız gerekiyordu..
Arabayı park ettik ve park görevlisine kahvaltı için yer sorduk ve o doğrultuda da
Cumhuriyet Meydanında yer alan Evvel zaman yöresel yemek evi'ni bulduk..

Evvel zaman yemek evinden öte bir yer...
Bahçe içinde,iki katlı bir biriden değerli eski eşyaların bulunduğu
bir çok değişik odaları olan güzide bir mekan..
İşin en ilginç yanı ise bu eşyalarla döşenmiş odaların birini seçiyorsunuz veee
 o oda da yemeğinizi yiyorsunuz..
Biz önce tüm odaları gezdik ve bir oda da karar kıldık kahvaltımız için..
İlgi ve kahvaltı güzeldi, çıkarken anı defterine yazı yazmamız istenildi ,
Furkan ve babamız seve  seve yazdı.. 
Eğer yolunuz Rize'ye düşerse görmeden dönmeyin derim..
Hemen paralelinde de Çaykur çay müzesi var orayı da gezebilirsiniz..  
***
Rize merkezde dolaşırken Balı ile ünlü olan,
 Anzer yaylasında ertesi gün şenlik olduğunu öğrendik...
Bir Rizeli'ye soralım derken ertesi gün için Anzer de kalacağımız yeri de kaşla göz arasında ayarlamış olduk..
***
Sıra da Ayder Yaylası vardı.. Ayder'e gitmek için Rize 'den ayrıldık..
Yol üzerinde Çamlıhemşin'e doğru giderken Fırtına Vadisi (deresi) olduğunu biliyorduk...
Derenin kenarlarında Raftingçiler için kurulmuş tesisler vardı..
Merak ettik durduk birinde nasıl yapıyorlar yakından görelim diye..
Bi de ne görelim normal vatandaşlar da tecrübeli rehberler eşliğinde rafting yapıyorlar..
Bizimkiler durur mu?
Çocuklarda babaları ile birlikte gerekli önlemler alındıktan sonra oldu mu sana raftingçi...
Hey ,hop nidaları ile bıraktılar kendilerini Fırtına'nın soğuk ve coşkun akan sularına..
İki rehber eşliğinde 7 km'yi gittiler ve sonrasında da araba ile geri döndüler..
Üzerindekiler rafting için çok ta müsait olmayan ben de annemle beraber nerede ise bir saate yakın onların geri dönüşünü heyecanla bekledim..  

Rafting ve derenin coşkulu akışı çocukların çok ilgisini çekti..
Döndüklerinde tüm giysileri ıslanmıştı..


Gülümseyen heyecanlı yüzler..
Sonrasında ver elini Ayder ,


Fırtına Vadisi(deresi) kenarındaki bungalovlar
 birbirinden güzel eşsiz manzaralar..


Rize de, Rize kalesi, Etnoğrafya Müzesi, Deniz içinde yer alan Pazar Kız kulesi, 
 Ayder ve Anzer Yaylaları,
Zil Kale, Fırtına Vadisi ve özellikle Ayder'e giderken ,
yol üzerindeki sayısız eski Osmanlı Köprüleri görülebilecek başlıca yerlerdir..
***
Devamında Ayder Yaylası'ndan  görüntüler gelecek inşallah.. 

19 Ağustos 2010 Perşembe

Karadeniz Turu 7 .Gün...

KÜMBET YAYLASI, ESPİYE


Gezimizin bu aşamasında biraz akrabaların yanına uğrayıp ,
kısa bir süre için yerleşik hayata geçmeyi düşündük...
Giresun Kalesi'nden sonra direksiyonu Kümbet yaylasına çevirdik..
Yayla yolunda orası olmaz burası olmaz derken bizim kahvaltı etmemiz öğle üzerini buldu..
Babamız semaverde çayımızı,  ben masayı hazırlarken çocuklarda çevrede minik çileklerden topladılar..
Bilmeyenler vardır belki Karadeniz'in bir çok yerinde çocukların kollarına taktıkları ,
susamsız simitlerden yapılır ve çokça da satılır ..

Veee  pazartesi öğlen yeşilin her tonunun bulunduğu çamlar içindeki Kümbet Yayla'sındayız nihayet....
Bana göre yayla dediğin tam da Kümbet gibi olmalı ..
Büyük çam ormanları ,yeşilin en canlı tonları ,doğal yiyecekler daha neler neler...
Özellikle Temmuz'un 18' i gibi Kümbette yayla şenliği oluyor ki kaçırılmayacak güzelliktedir...
Kısacası görülmeye değer bir yerdir..

 
Biz Kümbet'te bulunan akrabalarımız eşliğinde mantar toplamaya gittik..
Çocuklar ilk defa mantar toplayacaklardı ,gerçi bende en son çocukluğumda böyle bir şey yapmıştım..Bir bilenle gittiğimiz için nerede mantar olur, hangi mantar yenilebilir bunları uygulamalı olarak öğrendik.. Fotoğraflardan da anlaşılacağı gibi mantar cennetine düştük.
Ayağımızı nereye bassak mantardı..Mantarları çok zevkle topladık, hatta çoğu zaman ,
ben daha çok toplayacağım diye yarış bile yaptık..


Kümbet Yaylası'nın şenliğinin yapıldığı alan çok geniş ve güzel
eğer giderseniz bu alanı görün derim ..
Dereli belediyesine burdan bir duyuru da bulunmadan da edemeyeceğim..
Rabbim böyle muhteşem bir yeri size vermiş daha temiz olabilirdi..
***
Biz kahvaltımızı evde değilde yeşillerin içinde yapmayı tercih ettik..
Daha sonra Şebinkarahisar'a geçtik..
Annem, kardeşim ,çocukları ve biz kocaman bir aile, bir gün bir gece de orada geçirdik....


Ertesi sabah babamız ve çocuklar büyük bir zevkle Şebinkarahisar kalesine tırmandılar..
Tırmandılar diyorum çünkü kale ilçeye tamamen hakim kayalıkların üzerine yapılmış..
Kalenin tarihinin  Roma döneminden daha eskiye gittiği söyleniyor..
Biraz harap ve bakımsız olsa da kalenin haşmeti hala yerinde..


Bu arada anne ısrarıyla kışlık kullanılmak üzere eriştemizi de orada yaptık..
Ertesi sabah Şebinkarahisar'dan ,gezi sonunda tekrar dönmek üzere Espiyeye'ye doğru yola çıktık.. 


Espiye Giresun'un 45 km uzaklıktaki ilçesi aynı zamanda da eşimin memleketi..
Biz köye ayak basar basmaz az bir dinlendikten sonra çocuklarla fındık toplamaya başladık..
Köydeki insanlar taze fındık yemekten çok ta hoşlanmasa da biz bayılıyoruz..
Beline fındık sepetini(tokasını) takan doğru bahçeye geçti.
Çocuklar yine sen çok topladın ,ben daha çok topladım yarışına girdiler...
O gün çok sıcaktı, zevkine de olsa fındık toplamak bizim için çokta kolay olmadı..
Bu sene fındık toplamaya insanlar,
 ramazandan bir hafta kadar önce başladıkları için çok zorlandıklarını düşünüyorum.
Rabbim yardımcıları olsun.. 
Sofraya gelen hiç bir ürün kolaylıkla gelmiyor kıymetini bilmek lazım....

Biraz sebze meyveleri görmek için diğer  bahçeyi dolaştık..
Karadeniz de sürekli yağmur havası olduğu için genelde sebze ve meyveler sulanmadan büyüyor..
Ürün çeşitliliği de bu yüzden bir hayli fazla..


Mesala bu kabak çiçeklerini bahçeden topladım ve abartısız pişince ,
lokum tadında olan dolmasını yaptım ..
Tarif postunu hazırladım, amaaaaa yarına inşallah...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...