18 Şubat 2010 Perşembe

Yayla çorbası.....

Yayla çorbası da bizim mutfağımızın vazgeçilmezlerindendir.
Bazen pirinç yerine arpa veya tel şehriye kullandığımda oluyor.Ama her haliyle lezzetli ve sağlıklı bir çorbadır.

Malzemeleri
1 su bardağı pirinç
5 su bardağı su
3 su bardağı yoğurt
1 adet yumurtanın sarısı
1 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı kuru nane
Tuz
Kırmızı biber isteğe göre fesleğen
Yapılışı

Pirinci yıkayıp bir tencereye alalım .Suyunu koyup haşlayalım .Diğer tarafta da yoğurdu, yumurta sarısını ve 1 yemek kaşığı unu yarım su bardağı su ile sulandırıp iyice çırpalım.
Pirinç iyice haşlandıktan sonra hazırladığımız yoğurtlu karışımı kaynayan (kaynamadan terbiyeyi dökmeyin yoğurt kesme yapabilir) pirinçlerin üzerine ilave edelim .
Devamlı karıştıralım ki çorbamız kesme yapmasın .(Bu arada suyu az ya da fazla ise ayarlayalım)Tuzunu  terbiyeyi yaptıktan sonra atalım .Bi taşım kaynayınca ocağı kapatalım .
Hemen servis yapmayacaksanız tencerenin kapağını aralayarak bırakın ki çorba kesme yapmasın .Servis yaparken üzerine 2 Yemek kaşığı sıvı yağda nane ve kırmızı biberi şöyle bir kızdırıp dökelim.

*Bu çorbayı daha da lezzetlendirmek isterseniz, yarı yarıya et suyu ilave ederek de yapabilirsiniz .

AFİYET OLSUN ..

17 Şubat 2010 Çarşamba

Bir teşekkür de benden..


Annemin yemekleri adlı bu kitap, bugün kargoyla bana ulaştı.
Gazeteci  Coşkun Aral Bey ,bu kitapta annesinin hatta diğer aile fertlerinin  yaptığı güzel Anadoluma ait birbirinden güzel yemekleri bir araya getirmiş ..  

                    Ben de bir vesile ile internette gezinirken farkettim
                         .Kitap Ariston-hotpoint desteği ile piyasaya sunulmuş ....
*****
                 Tarifler içinse kitabı  çoktan incelemeye başladım bile...Unutmadan belirteyim eğer sizde bu          kitaptan  isterseniz size verceğim adrese iletişim bilgilerinizi bırakırsanız gönderiyorlar...
                                          Bunun için şuraya bakabilirsiniz..

Yeni bir MİM.....

Yeni Mim ve bu sefer ki Sevgili Şeyma'dan . Arkadaşıma teşekkür ediyorum ...
Konu kısaca çocukluk ve ilk gençlik yılları ..
Üsteki fotoğrafta küçük oğlum Berkan 2 yaşındaydı.Oyun oynamayı çok seviyordu ve değişiklik yok hala çok seviyor...
Şu sıralar ilgimi çeken bir başka konuda çocukların yaşlarını büyük söylemeleri ...
Bizde küçükken yaşımızı büyük söylemek ve de görünmek isterdik .Şimdi aynı şeyi ısrarla benim iki küçüğüm  yapıyor ki gülümsetiyorlar beni ...  
Eveeet gelelim sorulara ve de cevaplara...

1.  Sizi mimleyen kişinin linkini verin .
            Mirza ve ahrar 
2.Çocukluğunuzda anne ve babanızla (yada aile büyükleri) yaptığınız ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay veya bir aktivite...ve hangi yönünüze katkısı oldu?
Şu an aklıma gelen bariz bir olay olmadı .
Annemi de çok severim ama babamın benim açımdan yeri çook ayrı olmuştur..
 Babamla olan iletişimimiz o kadar güzeldi ki, eşim de çok iyi bir insan olduğu halde onun yeri dolamıyor bir türlü . (nurlar içinde yatsın babacığım inşallah)

3. Çocukken oynamayı en sevdiğiniz oyunve oyun aparatı neydi?
Şimdi ilk aklıma gelen ,belde çevrilen bir halkam vardı.Bir başkası ise ayak bileğimde  çevirdiğim küçük toplu bir şey daha vardı  .
Çocukluğumda evde oynanan oyunlardan çok ,sokakta arkadaşlarla oynadığımız oyunlar çoğunluktaydı... 

4.Çocukluğunuz veya ilk gençliğinizle ilgili Keşke daha farklı olsaydı dediğiniz bir durum?
Çocukluğum alerjik astımla uğraşarak geçti desem yeridir..
Elimde değildi belki ama Hasta olmamış olsaydım anne ve babacığımı benim için üzülmelerini ,uğraşılarını engellerdim herhalde. Ama Rabbimden gelene kapımız açık ...  

5. Sokakta oynarmıydınız? Neler oynardınız?
Hemde büyük bir zevkle oynardım ..
Okuldan gelir gelmez yemek yer hemen oyuna başlardık .Şimdii ki çocuklar gibi zamanımız  televizyon ve bilgisayar başında geçmezdi ..
Aç kapıyı bezirgan başı, Yakantop, istop, seksek, saklanbaç  bu liste böyle daha uzaaar gider..

6.Çocukluk veya  ilk gençlikle ilgili iyiki böyle olmuş dediğiniz bir olay?
Çok farklı bir şekilde yetişmiş ve de yaşamışken,Üniversite yıllarımı iyi ki sağlam , manevi ortam içinde geçirmişim.
Bu da benim şu an ki mutlluluğumun temellerini atmış olmama neden oldu . Rabbime şükürler olsun .. 

 7.Varsa çocukluk dönemine ait bugünü etkileyen bir olay veya anı...
Aslında vardır belkide ama şuan aklıma gelen bir şey yok ..

Gelelim adet üzere bu mimi göndereceğimiz arkadaşları belirlemeye.
Bende  yazıyorum isimleri ve bekliyorum cevaplarınızı...


KOLAY GELSİN CANLAR...

16 Şubat 2010 Salı

Seramik ibrik....

Bu seramik ibriği Annemlere yapmıştım ..
Bi aralar çok zevkle ahşap boyama kursuna gitmiştim o zamanlardan kalma ..
Küçük oğlum Berkan 2 yaşında idi ve ben evde kalmaktan sıkılmış bir durumdaydım.
Sağolsun annem haftada bir gün geldi Berkanla ilgilendi .Bende fırsattan istifade kursa gittim ...
Bu tarz aktiviteler insanı çok rahatlatıyor ..
Yapımı çok kolay.Önce ham seramiği  zımparaladık .Sonra akrilik ahşap boyaları ile istediğimiz renkte boyadık .Kuruyunca, ben boyutlu boncuk boya ve taşlarla süsledim ...
Bir de vernikledim ki  hem boyamız daha dayanıklı olsun hem de daha parlak ve şık dursun..  
****
**
*

Bunlar bir kaç sene önceki tekniklerdi tabi şimdi daha farklı tekniklerde kullanılıyor..
Hatta şu an bir çok değişik yerde kullanılan Swarovski taşları yapıştırarak, süslemeler yapıyorlar ki o şekilde de çok hoş ve şık oluyor...
Ayrıca sevdiklerinize hediye olarak verilecek, çok güzel bir alternatif olur diye düşünüyorum ...

Siz ne dersiniz ?

Hasta ziyareti ,Muffinler veee ufak bi gezi ...

Bu pazar günü,  seyreden soğuk kış günlerine göre güzel ve ılık  bir gündü..
Bir hafta kadar önce dedem kalp ameliyatı olmuştu .Hastaneden çıktıktan sonra ziyaret etmek görmek istedik.Dedem annemlerde kaldığı için başka ziyaretçileri de olacağını düşünerek bu  mufinleri yaptım ve götürdüm ...
Aslında çok ta kolay oldu bu muffinler...
Adı Farina Bella olan hazır kek karışımını kullandım .Ben yaparken içine fındık, fıstık ve damla çikolatası ekledim .
Karışımı hazırlayıp kutudan çıkan pişirme kaplarına döküyorsunuz .
Ben biraz artırdım ve evde ki minik kek kalıplarını da kullandım .
Eğer acil bir misafiriniz ve fazla da zamanınız yoksa, elinizin altın da bulunsun derim .Çünkü güzel bir lezzet.
Üzerine çikolata sos hazırlayıp onu sürdüm ...(çikolatayı benmari şeklinde erittim )
Annemler Sarıyerde oturuyorlar.. Sarıyer, deniz kenarında küçük bir kasaba gibi çok şirin bir yerleşim yeri .
Havası çok güzeldi .Sanki her taraf deniz ve açıkça balık kokuyor.Denizin üzerinde martılar. 
Bu güzel görüntüleri arabanın camından hareket halinde iken çektim...

Sahilde ki evlerden bir kaç kare ...
Çok hoş görüntüler vardı aslında bunlar benim yansıtabildiklerim ...
Hepsinde ayrı hikaye, hepsinde ayrı yaşanmışlıklar vardır herhalde...

Beyaz evlerden bir kaç tanesi  

Burası da Tarabya
Eve dönerken sahilden Tarabya,Yeniköy ve İstinye üzerinden dönmeyi tercih ettik .Uzun süredir kullanmamıştık bu yolu .
Sahilde her taraf sevgililer günü temaları ile süslenmişti ...


Hava güzel olur da İstanbul'un trafiği hiç olmaz mı?
Biz de aldık bundan kendimize düşen payı, bekledik dakikalarca yollarda...
 İstanbul trafiğinde geçirdiğimiz saatleri de çok iyi bildiğimiz için geçirdiğimiz dakikalara da şükrettik ..  

13 Şubat 2010 Cumartesi

Bardakta Meyvalı pratik tatlı....

Ne zamandır aklımda bardakta pratik tiremisu yapmak vardı  ....
Hünerli Bayanlar da görmüştüm çok ta güzel olmuştu ...Bi kaç gündür yemek yapmayınca bi hoş oldum .Bari dedim bu gün ufaktan bi tatlı yapayım da en azından kendimi tatmin etmiş olayım ,yat yat nereye kadar dimi  ama ....
Asıl amacım aslında  tiremisu yapmak olsa da dolaptaki frambuazları görünce fikir değiştirdim
Tiremisudan tek farkı ben üzerlerine kakao serpmedim meyve kullandım..
Bardakta yapma fikrini Hünerli Bayanlar'dan aldım ama ölçüleri kendime göre yaptım, pek sadık kalmadım yani..
Malzemeler
5 su bardağı süt
5 yemek kaşığı un
1 yumurta sarısı
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya
1 paket labne peyniri
15  tane kedi dili
kedi dillerini ıslatmak için hazırlanmış neskafe

Yapılışı
Süt, un  ve yumurta ile kremamızı hazırlıyoruz.İyice kaynadıktan ilk sıcaklık çıkınca Şeker,vanilya ve labne peynirini ekleyip mikserle 10 dakika kadar çırpalım .
Tiremisuları servis edeceğimiz bardaklara kedi dillerini ıslatarak yerleştirip üzerlerine kremayı paylaştıralım .
Bir sıra kedi dili bir sıra krema şeklinde üzerine de kakao serpebilirsiniz. ..
Ya da benim yaptığım gibi meyve ve küçük çikolata parçacıkları ile servis yapabilirsiniz..
.  

Çiçeğin yanında çektiğim bu resim çok hoşuma gitti .Paylaşmak istedim sizce nasıl renkler??
Bu çiçeği bi hafta önce kendime almıştım .Bazen kendimizi de düşünmemiz  gerekiyor  ama...
Aldığımda tamamen kapalıydı çiçeklerinden eser yoktu.
Eve getirdikten sonra ki günler kabak çiçeği gibi denir ya hani patır patır çiçeklerini açmaya başladı ..
Aman birde kokusu var keşke hissedebilseniz küçücük boyu ile misler gibi kokuyor...
Bu da benim büyük çiçeğim ...
Büyüdü de  bugün bir arkadaşının davetine gitti..
Çıkmadan önce görmeliydiniz bi heyecan bi süs
Çıkmadan dur bi fotoğrafını çekeyim dedim hiçte itiraz etmedi valla...

12 Şubat 2010 Cuma

Ezogelin çorbası ....

Şu soğuk kış günlerinde bir çok evde  yapılan ve bir çoğunuzunda severek yaptığını bildiğim bir çorba, Ezogelin çorbası ....
Ezo gelin de Türk sofralarının vazgeçilmezlerindendir  ...
Yapımı çook basit  ve basit olduğu kadar da lezzetli bir çorbadır ...
 Ben bu sıralar biraz rahatsızım ve gerçekten dinlenmem lazımmış ...O yüzden de evden bi süre elimi eteğimi çektim desem yeridir . Bazen yemekleri bile canım eşim yapmak zorunda kalıyor ...İşte bu güzel lezzette onun elinden çıkma...Kendisi okul hayatı boyunca aileden uzak yaşadığı için yemekleri gerçekten lezzetlidir..
Eşimin eli biraz bol boldur malzemeyi iki ölçek  kullanmış siz daha küçük bir aile iseniz yarım ölçek kullanabilirsiniz.. Gerçi lezzetinden biz de ertesi güne az bişey kalmıştı ama neyse.

Malzemeler
2 su bardağı kırmızı mercimek
1 küçük fincan pirinç ve bulgur karışımı
1 yemeklik doğranmış soğan
2 diş sarımsak
1 minik minik küp doğranmış orta boy patates
1 küçük ince rendelenmiş havuç
1 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı domates salçası

2 yemek kaşığı tereyağı
9 su bardağı et suyu yoksa kaynatılmış normal su da olabilir
Kekik .nane,karabiber ve tuz
Servis için limon

Yapılışı
Biz tereyağına kadar olan malzemeleri çiğden düdüklü tencereye yerleştirdik şöyle bir karıştırdık .
Tencerede 15 dakika kadar pişirdik .Siz kendi düdüklü tencerenizin ayarını daha iyi bilirsiniz ..
Ama kısa sürede pişen bir çorba bu ..
Çorbamız pişip malzeme iyice helmelenince hazırdır aslında .
        Servis anında 2 kaşık tereyağımızı eritiyoruz, baharatlarımızı bu yağda şöyle bir kızdırıyoruz ve çorbanın üzerine döküp servis ediyoruz...İsteğe bağlı limon da sıkabilirsiniz..
 Burada şunu da belirteyim, Ezogelin çorbasını mercimekten ayıran özellik mikserden geçirilmemesi ezilmemesidir ...

Eşimde bu şekilde tercih edince bizim içinde eline sağlık demek düştü ...
Ezo gelin çorbasına ismini veren Kahraman'ın bir de öyküsü var ki değinmeden geçemedim ..
Sizde merak ederseniz buyrun okuyun ...

“Ezo Gelin”in Hüzünlü Hikayesi
Adı sevgi, aşk, gurur, onur, güzellik, memleket özlemi ve sabır ile özdeşleşen ve asıl adı Zöhre Bozgeyik olan “Ezo Gelin”, 1909 yılında Gaziantep’in Oğuzeli İlçesi’ne bağlı Dokuzyol (Uruş) Köyü’nde doğmuş.
  Büyüdükçe güzelliği dillere destan olan ve çevre ilçelerden herkesin görebilmek için Dokuzyol Köyü’ne geldiği Ezo Gelin, 20 yaşına geldiğinde, aynı köyden Hanefi Açıkgöz ile “berdel” usulüyle evlendirildi.
Hanefi Açıkgöz, Ezo Gelin’e karşılık, halası Hazik’i, Ezo’nun ağabeyi Zeynel Bozgeyik’e verdi. Ezo Gelin bu evliliğe, ancak onyedi ay dayandı ve sonunda baba evine döner. Daha sonra ise niceleri Ezo Gelin ile evlenmek için talip olur. Bu kez de Suriye’de bulunan teyzesinin oğlu Abuzer Memey gelir ve Ezo Gelin’i yine “berdel” kurallarına göre ister. Ezo Gelin ekonomik nedenlerle evlenmek zorunda kalır.
İkinci evliliğini de böyle zoraki bir şekilde yapan Ezo Gelin’in 6 kız çocuğu olur. Bu çocuklardan sadece Celile isimli kızı yaşar. Memleketinden uzak bir şekilde vatan hasretiyle Suriye’de yaşamını sürdüren Ezo Gelin, verem hastalığına yakalandı. Hastalığı sırasında eşine, “Benim mezarımı memleketime götürün. Götüremezseniz de beni Bozhöyük’ün Türkiye’yi gören kısmına gömün” der.
Ezo Gelin mezar taşındaki yazıya göre 1952 yılında, Oğuzeli Nüfus Müdürlüğü’ndeki kayıtlara göre ise 1956 yılında öldü.
Ezo Gelin Suriye’de, Türkiye sınırına yarım saat uzaklıktaki Carablus İlçesi Bozhöyük Köyü’ndeki bir höyüğe gömülür. Mezar taşında ise “Emir Kızı Ezo Gelin. Doğumu Türkiye’nin Gaziantep ilinin Oğuzeli İlçesi’nin Dokuzyol (Uruş) Köyü 1909. Ölümü 1952. Uzun zamandır çektiği verem hastalığından ve gurbetlik acısından öldü” yazmaktadır.
Ezo Gelin’in mezarı, 43 yıl sonra kardeşi Kenan Bozgeyik’in dönemin Oğuzeli Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız’a başvurması ve Suriyeli yetkililerle yapılan görüşmeler sonucunda, 23 Eylül 1999 tarihinde Gaziantep’e getirilmiş ve Dokuzyol Köyü’nde düzenlenen törenle defnedilmiştir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...