Okunası yazılar... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okunası yazılar... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2015 Pazartesi

Yemlik Salatası ve Gelin Parmağı Kavurması

Yenilebilir Otlarla neler yapılır? 

Bugün biraz memleket esintileri bolca ana yüreğiyle karşınızdayım..
Evet bu gördükleriniz taze taze, memleket topraklarından 
anne ve tabii anne yarısı teyze elleriyle toplanıp gönderilmiş lezzetlerdir..

Ana yüreği bir başkadır vesselam..
Ne kadar büyüsende daim gözünde küçüksün, daim hatırındasın.
Rabbimde onları daim hatırlasın kollasın inşallah.
*
Bir çoğununuz bilir aslında bu bol şifalı, vitaminli, lezzetli otları..
Ama ben bilmeyenler için üstte neler var yazayım..


Sol baştan yazıyorum.
*Madımak
*Yemlik
*Yumurta (Canan Karatay'ın deyimiyle
 gezen tavuk yumurtası)
*Isırgan Otu
*Gelin Parmağı Otu

Annem sayesinde bende de bir ot sevgisi ister istemez oluştu..
Yemesi ayrı toplaması ayrı zevk veriyor..
Havaların ısınmaya başladığı şu günler de envai çeşit ot yetişmeye
hatta pazar tezgahlarında satılmaya başlandı .
Sizlerde bu lezzetli ve bol şifalı şeylere kayıtsız kalmayın derim..

Annem bu otları gönderdi göndermesine
ben nasıl değerlendirdim görmek isterseniz anlatayım..

YEMLİK
Yemlik deyince çocukluğum geliyor aklıma..
Yaz tatillerim de köye gittiğimizde en büyük eğlencelerimizden biri
yemlik, kuzu kulağı,tavşan kirazı vs. gibi otları toplayıp yemekti..

Yemlik otunun faydaları 
Yemlik bitkisi kansızlık için faydalıdır.
 Cilt bozukluklarına iyi gelir.
 Yemlik içeriğindeki vitamin ve mineraller ile vücudun direncini artırır,
 Yemlikte bulunana A vitamininin depolanabilme özelliğine sahiptir. 
 Çiğ olarak salatası yapılarak yenirse, iştah açar.


Bu yüzden de salatasını yaparak değerlendirmeyi düşündüm.
Nasıl yaptım..

Malzemeler
Bir bağ yemlik
1 adet domates
1 adet salatalık
2 adet yeşil biber
1 adet kuru soğan
6-7 adet zeytin
Zeytin yağı
2 yemek kaşığı nar ekşisi
Tuz, kekik,sumak

Yapılışı

Yemlikleri iyice yıkadım ve doğradım..
Diğer sebzeleri de ince olarak doğrayıp ilave ettim..
Zeytin yağı,tuz nar ekşisi tuz ilavesini yaparak tüm salata malzemelerini karıştırarak bir alt üst ettim..
Sonrasında da altta gördüğünüz gibi servis ettim.
Hepsi bu kadar..


Bu tarz otları pişirmeden  ya da çok az soteleyerek bu şekilde salata şeklinde tüketilmesi daha az vitamin kaybına neden olduğu için çok faydalı..
Altta öncesi ve sonrası


ISIRGAN OTU
Isırgan otunu ailece çok seviyoruz.
Kökü, yaprakları, tohumları çok şifalı olan bir bitkidir.
Faydaları o kadar fazla ki  sadece bir kaç tanesine değineceğim  .

Isırgan otunun faydaları 
Akciğer kanserini tedavi edici,
 şeker hastalığına faydalı
Kuyruk sokumu iltiha faydalı
Saçlara parlaklık ve canlılık kazandırır
Saçlardaki kepeğe karşı
Romatizma için faydalı
Romatizmal ağrı ve şikâyetlere faydalı
Alerjiye karşı direnç kazandırıcı bir ottur.

Blogda daha önce ısırgan tarifi vermiştim..
Isırgan yemeği ya da Sırgan yağlaşı deriz biz..

Altta da en son yaptığım şeklini görüyorsunuz..
Öncesi ve sonrası


MADIMAK

Ve gelelim Annemlerin en sevdiği madımağa..
İsmine türküler yakılan bir ot olan madımağın özellikle
 Giresun'un doğusu ve Sivas dolaylarında yeri çok ayrıdır..
Bahar aylarının başlaması ile madımakta ortaya çıkıyor..

Madımağın da başlıca faydalarını saymak gerekirse
İdrar attırıcı  ve söktürücüdür.
 Antioksidan özelliği olan ve bitkisel bir antibiyotiktir.
 Kan şekerini düşürcü özelliği ile şeker hastalarına iyi gelir. 
Damarları büzücü etkileri ile basur, doğum sonrası kanamalar ile aşırı adet kanamalarında faydalıdır. Madımak’ın doğranmış ve kurutulmuş hazırlanan çay, mide ve bağırsak hastalıklarıyla dizanteriye karşı antiseptik olarak kullanılıyor.
Yine madımak tarifini de buraya tıklarsanız görebilirsiniz..
  
Altta öncesi ve sonrası 

Son olarak sırada GELİN PARMAĞI var.

Gelin parmağı otunu  altta görüyorsunuz..
Doku itibari ile çok nazik ve zarif bir ot..
Bu yüzden mi gelin parmağı denizmiş bilmiyorum doğrusu

Pek ala salatası da yapılabilirdi ama ben altta gördüğünüz gibi 
yumurtalı olarak kavurmayı tercih ettim..

Malzemeler
1 bağ gelin parmağı otu
2 adet kuru soğan
2 adet sarmısak (rendesi)
Yarım çay bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı tereyağ
3 adet yumurta
Tuz ve karabiber

Yapılışı
Gelin parmaklarını iyice temizleyip yıkayalım suyunu tamamen süzdürelim.
Kuru soğanı incecik doğrayalım..
Sıvı yağda kavuralım..
Sarmısakları ilave edelim bunların hepsi yumuşayınca tereyağını ve gelin parmaklarını tuzunu karabiberini ilave edelim ,otlar yumuşayıncaya kadar 
(Suyunu salıp tekrar çekinceye kadar) kavuralım.
Gelin parmakları kavrulup susuz kalınca üzerine yumurtaları kırıp iki üç dakika kadar daha pişirip ocaktan alalım servis edelim.

Altta öncesi ve sonrası halini görüyorsunuz.


Bugünkü ot dosyamız bu kadar..
Siz de  Rabbimin bu birbirinden çeşitli ikramlarına karşı kayıtsız kalmayın, faydalanın inşallah..


12 Mart 2015 Perşembe

Blogda Bu Ay En Çok Tıklanan Tarifler


Sevgiden Esintiler'in bu ay en çok tıklanan tarifleri..
Blog istatiklerime ara ara bakıyorum..
Bugün, bu hafta bu ay en çok hangi tarife bakılmış kaç kere tıklanmış diye..
Bir an sizlerle de paylaşmak istedim..

Evet bu ay sizlerin tercihi bu tarifler olmuş..
Top 10 değil belki ama bizimki de top 5 olsun..
Bloğumu yeni keşfeden arkadaşlara da bu tarifler de var demiş olalım..

Elmalı Kurabiye (Limon sıkacağı ile)

Bu elmalı kurabiyeleri sanırım en çok da yapılışından dolayı tercih ettiniz..
Çok şık şirin kurabiyeler çok da lezzetliler.
Henüz tarifini görmemiş olanlar için linki burada..


 Gökkuşağı  Salata
Misafir sofralarınız ,davetleriniz için sunumu çok şık olan bu salata da çok tıklandı..
Tarifi için bir daha burayı tıklayabilirsiniz..


Fotoğraf Baskılı Doğum Günü Pastası 
Nasıl Yapılır?
Bu pastanın yapılışını da tüm detayları ile anlattığım bir posttu..
Sizde pasta yapmayı seviyorsanız bu detaylar sizleri de ilgilendirebilir..


Ev Yapımı Öksürük Şurubu  
(Balgam sökücü, Doğal Antibiyotık)
İlaçlara karşı bakış açımız değişti artık.. En sağlıklısı doğal olanı..
Evet bu tarifte çok beğenildi.
Çok yorum yapıldı çok sorular soruldu. Elimden geldiğince cevap vermeye çalıştım..
Sizde doğaldan yanaysanız  bu tarife bır göz atın derim..


En Kolay Ev Ekmeği Nasıl Yapılır?
En kolay ev ekmeği yapımı da çok ilginizi çekti..
Çekmeyecek gibi de değil hani..
Yumuşacık misler gibi bir ekmek elde ediyorsunuz bu tarifle..
  Güzel bir un iyi bir maya bulduktan sonra harika ekmek yapamamanız mümkün değil..
Tarifi nerede ;tabiiki burada..


Arşivde paylaşılmayı bekleyen tarifler bekleye dursun.
Fırsat bulursam eğer;
ara ara bu top 5 listesini aylık olarak paylaşırım yine belli mi olur..

Sevgiler...

6 Ocak 2014 Pazartesi

Akraba Kahvaltı Menümüz 5 ve Hepimiz İçin Faydalı Bilgiler


Hayırlı bir hafta diliyorum tüm takip edenlerime.
Yeni senenin ilk kahvaltı gününü amcamın gelininde gerçekleştirdik..
Kahvaltı günü dediğime bakmayın siz kahvaltıdan sonra nereyse tüm gün beraberiz.
Kahvaltı masası başında en az üç saatimiz geçiyor..
Sonrasında bize konumu yok , sohbet dallanıp budaklanıyor..

Vakit kaybetmeden paylaşmak istedim.
Gelinimiz maşallah döktürmüştü.
Sofrada yok yoktu desem yeridir..  

Kahvaltı Menümüzde neler vardı şöyle bir göz atalım mı sizlere de fikir olur.. 
      *Zeytin ,peynir, domates üçlemesi
            *Yeşil soğan üzerinde yumurta dilimleri
        *Baklava yufkası ile peynirli börek
*Sade ve Zeytinli açmalar
 *Mısırlı ve kaşarlı patates 
*Bal ,kaymak
*Salam


Kahvaltımızı bu güzeller lezzetlerle yaptık..
Altta gördüğünüz Karamel soslu muzlu bisküvili pasta ve Türk kahvesi ise 
günün son saatlerinde sunuldu bizlere.. 


Günün boş geçmemesi için, hatta bizlere yeni bir şeyler katması için
 her kahvaltı günene özel bir konu belirlemeye çalıştık.. 
*
Son akraba kahvaltımızda 

 Gıda maddelerinde kullanılan katkı maddeleri ve helalliği 
konusunu ele almaya çalıştık..

Birkaç kalemde sizlerle paylaşmak isterim yazı biraz uzunca
sabırla okumanız yararınıza olacaktır..
Öncelikle Canan Karatay'ın da dediği gibi tüm paketli abur cubur gıdalardan vazgeçmemiz çocuklarımızda da bu bilinci oluşturmamız gerekiyor..
Harribo, Marsmellow, Toffe ve marketlerden satın alınan diğer şekerlemeler, çikolatalar, dondurmalar, meyvalı-meyvasız yoğurtlar, pastalar, kekler, sakızlar...

Peki, "BUNLARIN İÇİNDE NE VAR?" diye HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Son kullanma tarihlerine baktığımız gibi içeriğinde neler var diyede bakmak günümüzde şart oldu artık.. 

*Cips ,hazır köfteler,renkli yoğurtlar,hazır çorba ve bulyonlar daha bir çok hazır gıda içerisinde 
  ”MSG diye bir katkı maddesi var. Mono Sodyum Glutamat. Yiyeceklere konunca tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu farketmiyor, neye konsa tadı insana güzelmiş gibi geliyor.
 O yüzden üreticiler en berbat ürünlerde kullanıyorlar bizde çok lezzetlilermiş gibi tüketiyoruz..
Zararlarını buradan okuyabilirsiniz..

*Temizlik maddesi boraks; bazı, gofret, waffle ve dondurma külahlarında çıtırlık versin diye kullanılıyormuş... 
Boraksa çok yüksek miktarda maruz kalınması halinde ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkıyormuş
 AMAN DİKKAT..

*Satın aldığınız hazır yoğurtların çoğunluğuna kıvamını artırması ve katılaşması için jelâtin ekleniyor. 
 Peki, jelâtin nereden elde ediliyor? 
Jelâtinin çoğunluğu domuz derisinden elde edilir. Bu sayede de bilerek ya da bilmeyerek tüketicilere domuz katkılı ürünler yedirilmektedir. Resmi verilere göre jelâtinin çoğunluğu Çin gibi ülkelerden ithal edilmektedir. Bu jelâtinler piyasaya “yenilebilir jelâtin” yahut da “sığır jelâtini” olarak sürülmektedir.
 Sığır jelâtini bile olsa bu durumda sığırın helal kesim olup olmadığı gibi tespiti imkânsız bir sorun ortaya çıkmaktadır.

*Yoğurda, şeker yahut kanserojen olduğu bilinip İtalya tarafından da belgelenen Aspartam, Sakkarin gibi tatlandırıcılar da ilave ediliyor.



Sağlığınızı düşünüyor, haramlar ve şüphelilerden sakınmak gibi

endişeniz söz konusu ise; sizde hazır yoğurtları tüketmeyiniz! 


Çözüm olarak tıpkı dedeniz, neneniz ya da babanız gibi sizde yoğurdunuzu evinizde kendiniz yapınız.
 Böylece sağlığınızı ve inancınızı koruyabilirsiniz.

* Bir çok meyve aromalı maden suyu markası tatlandırıcı olarak aspartam kullanıyor. 
Ayrıca bu meyve özlü içeceklerde koruyucu madde olarak sodyum benzoat'ta kullanılıyor. Sodyum benzoat tek başına pek zararlı olmasada c vitamini ile birleşerek benzene dönüşebiliyor. 
Ayrıca yüksek dozda kullanımı zeka gelişimini olumsuz yönde etkiliyormuş..

Türkiye`nin geçen yıl ithal ettiği tarım ürünleri arasında 103 ton domuz yağı ve 525 ton domuz kılı yer aldı. Domuz kılı fırça yapımında kullanıldı. Hazır baklava yufkalarında ve kullandığımız unların içerisinde de domuz kılından üretilen sistein adlı maddenin açılımı kolaylaştırma amacıyla konulduğunu duydum..

*Daha önce duymuş ve inanmamıştım  ama birinci ağızdan üreticisinden duyunca paylaşmalıyım ,hazır sütlere özellikle toplama aşamalarındayken ekşiyip bozulmamaları için kostik ve çamaşır sodası ilave ediliyormuş tüketirken aklınızda kalsın aslında sağlığınızı düşünüyorsanız  hazır süt kullanmayın bence..  

*Plastikten uzak durun ama kullanacaksanız da
Aldığınız  plastik kapların altındaki rakamlar size mesaj veriyor.

Üçgen işareti içindeki rakamlar size sağlığınız hakkında mesaj veriyor. ‘5’ rakamı şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında kullanılır ve zararsızdır”3, 6 ve 7 no'lu plastiklerden uzak durulmalı. 

Eğer ürünün altında hiçbir rakam yoksa aman dikkat! yaklaşmayın..


*Pilavlık bulgurda renk vermesi için boya bulunuyomuş..


*Bildiğiniz yemeklik tuzda akıcılığı sağlamak için E 536 potasyum ilavesi yapılıyormuş bu da siyanürle eşdeğer..Yerine tuz olarak, ülkemizde bol miktarda olan işlenmemiş, katkı maddesi eklenmemiş ‘kaya tuzu’ tüketilebiliriz...

*Çocuklarımıza masumca aldığımız sakızların yapımında önceleri doğal kauçuk kullanılırmış..Üretim arttıkça plastiğe eşdeğer sentetik kauçuk kullanılmaya başlanmış buda ne demek bir çok sakız eşittir plastik.. 

*Diş macunlarının içeriğini merak ettiniz mi hiç? ‘çok sağlıklı’, ‘muhakkak bulunmalı’ denilen florür (florid) başka bir sorun. Bu madde dişlerimizin dış yüzeyi için önemli. Fakat vücuda alındığında beyin hasarına yol açıyor. Hatta işin kötü tarafı ‘çocuklara özel’ satılan diş macunlarında florür oranının yetişkinlerinkine oranla çok daha yüksek tutulması.

 Diş macunun ne işlere yaradığını öğrenmek istiyorsanız burayı kesinlikle okuyun derim..



Ne diyelim, Allah hepimize akıl fikir ihsan etsin.

 Ama öncelikle idareci, üretici ve akademisyenlerimize  



“Artık kim bundan sonra da -haram ve helâl hakkında- Allah adına yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” Ali İmran 94:

16 Nisan 2013 Salı

Yaşam Becerileri Merkezinde Unutulmaz Bir Gün


Sevgili takip edenlerim bugün değişik bir postla karşınızdayım..
Üstteki birbirinden güzel lezzetleri görünce yeni bir akraba günü postu mu yoksa diye düşünebilirsiniz..
Birkaç gün sonra olsaydı evet diyebilirdim ama yanıldınız bu çok farklı bir aktivite..
*
Meraklandık mı biraz ?
Lafı daha fazla uzatmadan konuya geçiyorum..
Bu lezzetlerin tamamını liseli genç kardeşlerimiz yaptı, hem de okul içinde desem ne dersiniz?
İstanbul'da bulunan Çınar Koleji bünyesinde oluşturulan ilk Yaşam Becerileri Merkezi (Life Street)
''Sadece sınava değil hayata hazırlık''  sloganı ile ortaya çıkarılmış bir eğitim konsepti...

Bu merkez ana sınıfından lise sona kadar öğrencilerine hizmet veriyor.
Yaşam Becerileri Merkezinde birbirinden bağımsız atölyelerde öğrenciler ilgi ve yeteneklerine göre istedikleri alanları seçerek etkinliklerde bulunabiliyorlar..
    Bunlar içerisinde Mutfak sanatları, Tekstil tasarım atölyesi (dikiş vs.) Hayal atölyesi, Masal evi, Drama atölyesi, Çamur ev, Ahşap ve oyuncak atölyesi, Onarım ve dizayn atölyesi, 112, Mucitler atölyesi, Lego robotik, Orkestra, Lego kids, Düşünce becerileri atölyesi, Story land, Galeri 3D gibi değişik atölyeler bulunmakta.

İşte bugün eşimin de öğretmen olarak içinde bulunduğu bir grup liseli öğrencinin bu merkezde gönüllerince eğlenerek yaptıkları birbirinden güzel lezzetleri paylaşmayı düşündüm.

Öğrenciler Çınar Kolejinin Başakşehir şubesi 12 FEN 0 öğrencileri olup bu etkinliği Büyükçekmece şubesinde gerçekleştirmişlerdir.. 

Öğrencilerden Şeyma Fersan 
Siirt dolması yaptı..

İnsanın kendi yaptığı yemeğin  ayrı bir lezzeti vardır bu çağlarda.


Ayşe Kübra Taktak Makarna salatası yaptı.

Ayşenur Ertem Çikolata soslu ıslak kek  yaptı.

Dilgüşa Kelleci  Bonibonlu pasta yaptı ve
 hemen akabinde arkadaşı Sümeyye Öztürk'e doğum günü sürprizi yaptı.

 Betül Topak Tiramisu   yaptı..


Elif Nur Öztekin Hatay Usulü Künefe  yaptı..
Ve müdür yardımcısı da tadına baktı..

Öğrenci yapar da öğretmen geri mi kalır?
Benim çok severek yaptığım tarifim ve 
tabii ayarladığım malzemelerle 
Edebiyat Öğretmenimiz M. Tekinalp de  Baharatlı Tuzlu Kurabiye   yaptı. 


Merve Taşkıran Tavuklu Börek  yaptı.

Meryem Yılmaz Çikolata Soslu Elma Toplu Profiterol yaptı.. 

Sümeyye Öztürk ve Zümre Erkmen Mantı yaptılar..

Mantı öyle hemen 5 dakikada yapılabilecek bir lezzet olmadığı için yardımlaşarak yapıldı..
Kız ve erkek öğrenciler ve hatta öğretmenleri  hamurun nasıl açıldığını, mantının nasıl sıkıldığını  yakından gördüler.. 

Rümeysa Alparslan Kısır Yaptı..

Tuba Sarıkaya Top Kek (Cap cake) yaptı.. 

Fatih Erol Soslu makarna yaparken 
M. Sacit Güneren Mevsim salatası yaptı..

Gençler birbirinden güzel lezzetleri zevkle hazırladılar sonrasında da masayı kurup
hep beraber hoş sohbet eşliğinde afiyetle yediler..


Bu kadar geniş bir ortamda bu kadar lezzet hazırlanır da ortalık kirlenmeden kalır mı?
Mümkün değil.
Gençler,  kullandıkları malzemelerin ve mutfağın  temizliğini de büyük bir özveriyle  yaparak derslerde  gösterdikleri üstün başarıyı burada da  sergilemenin mutluluğunu yaşadılar.


Bu yorucu günün sonunda dimağlarda ve damaklarda oluşan güzellikler eminim hiç unutulmayacaktır..  


20 Nisan 2010 Salı

 
Ya Resulullah; sana ümmet olmak ne BÜYÜK ŞEREF!..
Şefaatine nail olmak, hangi aciz yüreğin istemeyeceği bir rahmettir!..
Kapına nacizler gelir ki sen HABİBULLAH'sın..
Yetimlere, biçarelere, hakir görülmüşlere PADİŞAHSIN!..
Sen alemlere gönderilmiş MUHAMMED MUSTAFA'sın (S.a.v)..

Tüm inananlar;
Rabbimin  Kelamı ile ve melekleri, peygambere çok salat ederler, Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.(El-Ahzab-56)
Rabbi Rahmanın Habibinin Kelamı ile ''Ümmetimin bana en yakin olanları, bana en cok salavat getirenleridir.''(Hadis)] 
Resulüne salavat getirmek, en bereketli, en faziletli, saadeti dareyn için en faydalı ibadetlerden biridir. Hakkıyla yapılırsa sevabı da çok büyüktür.
Amelleri tathir eder, hataları örter, manevi dereceleri yükseltir.
Allâh ve melekleri Peygambere çokça salât ederler.
Ey müminler! Siz de Ona çokça salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin. (el-Ahzâb, 56
Ey Allahının Peygamberi! Sen Allahın insanlık için seçtiği son elçisin. Sana ve tebliğ ettiğin çağları kuşatıcı ilahi kanunlara inanıyoruz. Sen bizim biricik önderimizsin.
 Seni hayatımızın rehberi, cennet yolunun öncüsüsün biliyoruz.
Salat ve selam Sana olsun.

Bizde bir süredir aile olarak kutlu doğum ayı münasebeti ile tatlı bir yarış başladı.
Bu yarış çok mübarek bir yarış ..
Furkan ve Berkan okullarında değerler eğitimi dersi sayesinde peygamberimize kim daha çok selavat çekecek diye yarışa çoktan başladılar bile..
Yukarıdaki alette işlerini kolaylaştırdı (zikirmatik)
Taktılar parmaklarına ,her an ağızlar hareket halinde parmaklar tık tık kayıtta
Rabbim kendisinin ve peygamberimin sevgisini hepimizin içine hakkıyla yerleştirsin inşallah..

8 Mart 2010 Pazartesi


KADIN DEDİĞİN...
Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur.
Ağırb...aşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet.
Şımarıklığın da hakkını verir.
Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de.
Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek.
Bu tebessümler sevgidir.
Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde.
Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.
Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.
Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir…
İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir
Osmanlı kadını gibi,adabıyla, raconuyla istediğini alır.
Dırdır etmez.
Çok konuşup, baskı yapıp erkeği bezdirmez.
Yüz göz olmaz kadının hası.
Bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki,
bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar.
Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da,kızmayı da.
Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.
Gerçek bir kadın ezik durmaz.
Kambur yürümez, dimdik durur.
Kendine saygısı, güveni vardır.
Erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu dinlemeyi bilir.
Bazen utangaç olur, bazen ürkek.
Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın.
Aptal olmaz gerçek bir kadın.
Bön bön bakmaz adamların suratına.
Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.
Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur.
Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında. Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu..
Arada bir pencereye yaslar başını,sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. Olgunluğuyla şaşırtır erkeği.
Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki,
yine, yine şaşırtır onu.Sıkmaz kadın,
bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez.
Huzur verir varlığıyla. İçmesini de bilir kadının hası.
Bazı akşamlar anason kokulu tüter sofrasının sıcağı.
İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır.
Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın.
Kibirli olmaz. Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz kafası.
Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir,anlar,
söyleyecek sözü vardır.
Kişiliklidir. Beceriklidir.
Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte,
profesör de olsa, sultan da olsa
boksör de olsa üzülür. Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez.
Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır.
Albenisi metrelerce öteden çarpar adamı.
Ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına görebilir.
Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen,
17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez.
Uzun saçları vardır kadının.
Yumuşak olur, güzel kokar.
Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir.
Kadına yaraşmaz soğukluk.
Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz.
Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.
Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar.
kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir;

gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.
Has kadına naz da yakışır, kapris de.
Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki,
onun nazını erkek zevkle çeker.
Gerçek bir kadın şiir gibi olur,
mey gibi olur,
ömür gibi olur.
                            Can Dündar...

25 Şubat 2010 Perşembe

Efendimizin Doğduğu Gün....

Biz seni ancak alemler Rahmet olarak gönderdik .(Enbiya 107)

Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.
Bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.
Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?
Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.
O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.

- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.

Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.
 Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.
Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.

Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.

Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.

Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.

 Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı.
Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi
Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."
Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı
Peygamberimiz doğduğu gece;

Evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:
"Hem Muhammed gelmesi oldu yakinÇok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.
Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.
Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.
Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi
Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır
İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin....


NOT:Bu yazı nesil yayınları Mehmet Paksu'dan alıntıdır...

4 Şubat 2010 Perşembe

Mutluluğa Kuran-ı Kerimden 40 madde....

- İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran.

2- Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.

3- Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.

4- Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.

5- Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.

6- Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.

7- Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.

8- Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.

9- Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.

10- Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.

11- Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.

12- İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.

13- Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.

14- Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.

15- Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.

16- Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.

17- Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.

18- Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.

19- Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.

20- Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.

21- Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.

22- Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.

23- Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.

24- Saff 2: Yalandan uzak dur.

25- Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.

26- Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.

27- Al-I İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.

28- En'am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.

29- En'am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.

30- Felak 1-5: Korkul arın tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.

31- Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.

32- İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.

33- İsra 23: Anne ve babana 'üff' bile deme.

34- Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.

35- Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını Kabul et.

36- Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.

37- Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.

38- Necm 3: İnanma duygunu diri tut.

39- Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme

40- Fatiha-1: Alemleri ve seni yaradan Rabbine daima teşekkür ve hamd duygularıyla dolu ol...

 Bu yazı facebookta mesaj kutuma edep yahu adlı sayfadan gönderildi ve çok hoşuma gitti paylaşmak istedim
Bunların tamamına uyabilen bir insan mutsuzluktan söz edebilir mi acaba ???
Mutsuzsak eğer bir dönüp kendimize, nelere dikkat etmediğimize bakalım mı??...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...